tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak..
sen dururken akar zaman, beklemez senin acele adımlarını sanki çok acelesi varmış gibi geçer, gider.. geceleri de sevmem bu yüzden; saatlerin tik taklarını duyabileceğim kadar sessiz oldukları için.. ama aklım başıma hep gece olduğunda gelir.. bir günün muhasebesini daha yevmiye defterine geçirir kaldırırım rafa.. hep gece olunca aklıma gelir sevdiğim kadınlar, kırdığım insanlar, kurduğum hayaller, seçtiğim hatalar, işlediğim günahlar.. uyku tutmaz bazen pişmanlıklarımdan, bazense mutluluktan.. hep kursağımda kalır ya mutluluklar o da ayrı mevzu..
çok zaman düşünmüşümdür; bir trafik levhası bile olmak istemezdim şu dünyada.. bir levhayı geçtim bir atom tanesi bile olmak istemezdim.. bana sormuş olsalardı eğer.. tamam güldük, eğlendik de.. neyse..
madem geldik dünyaya ilk defa gelmişcesine yaşamalı, son defa görecekmişcesine.. bir defa daha fırsatın olur mu sevmeye, gülmeye, koşmaya.. peki ya yürümeye bile takatin kalmadığında, içinde hala bir şeyler olacak mı??.. olmadan yaşamalı.. bir gün büyür de yaşlanırsam ruhumla beraber, oturup uzaklara daldığımda güzel anılardan başka hiç bir şey olmasın isterim aklımda.. kalan 3-5 tik taktan da zevk alabilmek için..
bu yüzden sevmem saatin tik taklarını bana sonumun geldiğini hatırlattıkları için.. öyle ki uyuduğum odadaysalar eğer uyku girmez gözüme.. belki de bir gün bana seni hatırlatacakları için..
tik.. tak.. tik.. t.........


.jpg)

